Simge
New member
Piaget İşlem Öncesi Dönem Nedir? Eleştirel ve Kanıta Dayalı Bir Değerlendirme
Piaget İşlem Öncesi Dönem Nedir?
Çocukların dünyayı nasıl algıladığını gözlemlemek bana her zaman yetişkinlerin aynı dünyaya bakıp bambaşka anlamlar çıkarabilmesini hatırlatmıştır. Özellikle okul öncesi çocuklarla ilgili gözlemlerde, bir çocuğun son derece yaratıcı ve zeki görünen bir çözüm üretirken birkaç dakika sonra yetişkine göre oldukça “mantıksız” bir cevap vermesi dikkat çekicidir. Örneğin aynı miktardaki suyun daha uzun ve ince bir bardağa aktarılması çocuğun “Burada daha çok su var” demesine neden olabilir. İlk bakışta bunu basit bir matematik hatası olarak değerlendirmek kolaydır. Fakat Piaget'nin yaklaşımı bize bunun yalnızca yanlış cevap vermek olmadığını, çocuğun dünyayı yetişkinden farklı bir zihinsel örgütlenmeyle değerlendirebildiğini düşündürür.
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramındaki işlem öncesi dönem, yaklaşık 2-7 yaş arasındaki dönemi ifade eder. Bu dönem, çocuğun sembolleri, dili, zihinsel imgeleri ve hayal oyunlarını kullanma kapasitesinin büyük ölçüde geliştiği; buna karşılık yetişkinlerdeki anlamıyla mantıksal ve geri döndürülebilir zihinsel işlemlerin henüz tam olarak gelişmediği dönemdir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “İşlem öncesi” ifadesi, çocuğun düşünemediği veya mantıksız olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bu dönem son derece yoğun bir zihinsel gelişim dönemidir. Tartışılması gereken asıl konu, Piaget'nin çocuk düşüncesini ne ölçüde doğru tanımladığı ve günümüzde bu açıklamanın ne kadarının hâlâ geçerli olduğudur.
İşlem Öncesi Dönemin Temel Özellikleri
Piaget'nin modelinde çocuk yaklaşık 2 yaşından itibaren dünyayı yalnızca doğrudan hareket ve duyular aracılığıyla değil, semboller aracılığıyla da temsil etmeye başlar. Bir oyuncak araba artık yalnızca elde tutulan bir nesne değildir; çocuk onu zihninde “araba” olarak temsil edebilir. Bir tahta parçasını telefon gibi kullanabilir, oyuncaklarını konuşturabilir veya görünmeyen bir olayı oyun içinde canlandırabilir.
Bu nedenle sembolik oyun, işlem öncesi dönemin en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Günümüzde gelişim psikolojisi kaynakları da bu dönemde hayali oyun, dil gelişimi ve sembolik temsil becerilerindeki ilerlemeyi özellikle vurgulamaktadır.
Bunun yanında Piaget üç önemli sınırlılıktan söz eder: benmerkezcilik (egosantrizm), merkezileşme (centration) ve korunumun henüz tam gelişmemesi.
Benmerkezcilik burada günlük hayatta kullandığımız “bencil çocuk” anlamına gelmez. Daha çok çocuğun olayları başka bir kişinin bakış açısından değerlendirmekte zorlanmasını ifade eder. Örneğin çocuk, karşısındaki kişinin kendi gördüğü şeyi gördüğünü varsayabilir.
Merkezileşme ise bir olayın yalnızca en dikkat çekici yönüne odaklanma eğilimidir. Uzun bardaktaki su daha yüksek görünüyorsa çocuk miktarın da daha fazla olduğunu düşünebilir. Çünkü kabın genişliğini ve yüksekliğini aynı anda değerlendirmekte zorlanabilir.
Korunum ise görünüş değişse bile miktarın aynı kalabileceğini anlamaktır. İki eşit bardaktaki suyun biri daha ince ve uzun bir kaba aktarıldığında, çocuk yalnızca yüksekliğe bakarak miktarın arttığını düşünebilir. Piaget'ye göre daha gelişmiş bilişsel işlemlerle birlikte çocuk görünüş ile gerçek miktarı birbirinden ayırmaya başlar.
Peki Çocuk Gerçekten “Mantıksız” mı Düşünüyor?
Bence Piaget'nin en değerli katkılarından biri, çocuğun cevabını yalnızca “doğru” veya “yanlış” olarak değerlendirmek yerine, o cevabın arkasındaki düşünme biçimini araştırmasıdır.
Fakat Piaget'nin deneylerinin sonuçlarını günümüzde doğrudan kabul etmek de doğru olmaz. Özellikle klasik “üç dağ” deneyi bu konuda önemli bir örnektir. Piaget'nin çalışmasında çocuklardan farklı bir konumdaki kişinin ne göreceğini belirlemeleri isteniyordu. Çocukların önemli bir kısmının kendi bakış açılarından uzaklaşmakta zorlandığı sonucuna ulaşılmıştı.
Daha sonraki araştırmalar ise görevin biçiminin çocukların performansını etkileyebileceğini gösterdi. Daha tanıdık, oyun biçiminde ve çocuk açısından anlamlı görevler kullanıldığında küçük çocukların başkasının bakış açısını Piaget'nin öngördüğünden daha erken anlayabildikleri görüldü. Benzer şekilde korunum deneylerinde kullanılan soru biçiminin bile çocukların cevaplarını etkileyebildiğine dair bulgular bulunmaktadır.
Bu eleştiri oldukça önemli. Çünkü bir çocuğun bir görevi başaramaması her zaman o bilişsel kapasiteye sahip olmadığı anlamına gelmez. Görevin dili, çocuğun deneyimi, kullanılan nesnelerin tanıdıklığı, yetişkinin soruyu sorma biçimi ve çocuğun test ortamındaki motivasyonu sonucu etkileyebilir.
Dolayısıyla “Çocuk bunu anlayamıyor” demeden önce şu soruyu sormak gerekir: Çocuk gerçekten anlayamıyor mu, yoksa biz onun anlayabileceği şekilde mi sormuyoruz?
Benmerkezcilik Konusunda Piaget'ye Ne Kadar Güvenebiliriz?
Piaget'nin benmerkezcilik kavramı da oldukça etkili olmuş, fakat aynı zamanda ciddi biçimde tartışılmıştır. Küçük çocukların başka insanların farklı düşüncelere, bilgilere veya inançlara sahip olabileceğini anlamalarının zaman içinde geliştiği konusunda güçlü kanıtlar vardır. Ancak bu kapasitenin bir anda, belirli bir yaşta ortaya çıktığını düşünmek fazla basit olabilir.
Örneğin “yanlış inanç” araştırmaları, okul öncesi çocukların başka bir kişinin gerçeğe uymayan bir inanca sahip olabileceğini anlamalarının yaşla birlikte belirgin biçimde geliştiğini göstermektedir. Bununla birlikte performans, görevin nasıl sunulduğuna ve kullanılan yönteme göre değişebilmektedir. Wellman, Cross ve Watson'ın 178 ayrı çalışmayı kapsayan meta-analizi, yanlış inanç performansında yaşın yanı sıra kültür ve görev özelliklerinin de önemli olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılar, okul öncesi yıllarda belirgin bir gelişimsel örüntü bulunduğunu, ancak görevin özelliklerinin de sonuçları etkilediğini bildirmiştir.
Bu bulgu Piaget'yi tamamen geçersiz kılmaz. Aksine, daha dikkatli bir yorum gerektirir. Çocukların sosyal bilişleri gelişmektedir; fakat bu gelişimin tek bir “benmerkezcilikten çıkış” anına indirgenmesi doğru değildir.
Piaget'nin Güçlü Yönleri
Piaget'nin kuramının en güçlü taraflarından biri, çocuğu pasif bir bilgi alıcısı olarak görmemesidir. Çocuk çevresini araştırır, deneyimler, hata yapar, yeni bilgileri mevcut zihinsel şemalarıyla ilişkilendirir ve gerektiğinde bu şemaları değiştirir.
Piaget bunu özümleme (assimilation) ve uyma/uyum sağlama (accommodation) kavramlarıyla açıklamıştır. Yeni bir deneyim mevcut zihinsel yapıya uyduğunda çocuk onu mevcut şemasına dahil eder; deneyim mevcut şemayla uyuşmadığında ise zihinsel yapısını değiştirmek zorunda kalır.
Bu yaklaşım eğitim açısından hâlâ değerlidir. Çocuğa hazır cevap vermek yerine onun denemesine, nesneleri karşılaştırmasına, tahmin yapmasına ve sonucunu gözlemlemesine izin vermek bilişsel gelişimi destekleyen bir yaklaşım olabilir.
Ayrıca Piaget'nin kuramı, çocukların yetişkinlerin küçük birer versiyonu olmadığını güçlü biçimde ortaya koymuştur. Bir çocuğun yetişkin gibi düşünmemesi onun düşünme kapasitesinin olmadığı anlamına gelmez; farklı bir bilişsel örgütlenme içinde olması anlamına gelebilir.
Kuramın Zayıf Yönleri ve Eleştiriler
Piaget İşlem Öncesi Dönem Nedir?
Çocukların dünyayı nasıl algıladığını gözlemlemek bana her zaman yetişkinlerin aynı dünyaya bakıp bambaşka anlamlar çıkarabilmesini hatırlatmıştır. Özellikle okul öncesi çocuklarla ilgili gözlemlerde, bir çocuğun son derece yaratıcı ve zeki görünen bir çözüm üretirken birkaç dakika sonra yetişkine göre oldukça “mantıksız” bir cevap vermesi dikkat çekicidir. Örneğin aynı miktardaki suyun daha uzun ve ince bir bardağa aktarılması çocuğun “Burada daha çok su var” demesine neden olabilir. İlk bakışta bunu basit bir matematik hatası olarak değerlendirmek kolaydır. Fakat Piaget'nin yaklaşımı bize bunun yalnızca yanlış cevap vermek olmadığını, çocuğun dünyayı yetişkinden farklı bir zihinsel örgütlenmeyle değerlendirebildiğini düşündürür.
Jean Piaget'nin bilişsel gelişim kuramındaki işlem öncesi dönem, yaklaşık 2-7 yaş arasındaki dönemi ifade eder. Bu dönem, çocuğun sembolleri, dili, zihinsel imgeleri ve hayal oyunlarını kullanma kapasitesinin büyük ölçüde geliştiği; buna karşılık yetişkinlerdeki anlamıyla mantıksal ve geri döndürülebilir zihinsel işlemlerin henüz tam olarak gelişmediği dönemdir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: “İşlem öncesi” ifadesi, çocuğun düşünemediği veya mantıksız olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, bu dönem son derece yoğun bir zihinsel gelişim dönemidir. Tartışılması gereken asıl konu, Piaget'nin çocuk düşüncesini ne ölçüde doğru tanımladığı ve günümüzde bu açıklamanın ne kadarının hâlâ geçerli olduğudur.
İşlem Öncesi Dönemin Temel Özellikleri
Piaget'nin modelinde çocuk yaklaşık 2 yaşından itibaren dünyayı yalnızca doğrudan hareket ve duyular aracılığıyla değil, semboller aracılığıyla da temsil etmeye başlar. Bir oyuncak araba artık yalnızca elde tutulan bir nesne değildir; çocuk onu zihninde “araba” olarak temsil edebilir. Bir tahta parçasını telefon gibi kullanabilir, oyuncaklarını konuşturabilir veya görünmeyen bir olayı oyun içinde canlandırabilir.
Bu nedenle sembolik oyun, işlem öncesi dönemin en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Günümüzde gelişim psikolojisi kaynakları da bu dönemde hayali oyun, dil gelişimi ve sembolik temsil becerilerindeki ilerlemeyi özellikle vurgulamaktadır.
Bunun yanında Piaget üç önemli sınırlılıktan söz eder: benmerkezcilik (egosantrizm), merkezileşme (centration) ve korunumun henüz tam gelişmemesi.
Benmerkezcilik burada günlük hayatta kullandığımız “bencil çocuk” anlamına gelmez. Daha çok çocuğun olayları başka bir kişinin bakış açısından değerlendirmekte zorlanmasını ifade eder. Örneğin çocuk, karşısındaki kişinin kendi gördüğü şeyi gördüğünü varsayabilir.
Merkezileşme ise bir olayın yalnızca en dikkat çekici yönüne odaklanma eğilimidir. Uzun bardaktaki su daha yüksek görünüyorsa çocuk miktarın da daha fazla olduğunu düşünebilir. Çünkü kabın genişliğini ve yüksekliğini aynı anda değerlendirmekte zorlanabilir.
Korunum ise görünüş değişse bile miktarın aynı kalabileceğini anlamaktır. İki eşit bardaktaki suyun biri daha ince ve uzun bir kaba aktarıldığında, çocuk yalnızca yüksekliğe bakarak miktarın arttığını düşünebilir. Piaget'ye göre daha gelişmiş bilişsel işlemlerle birlikte çocuk görünüş ile gerçek miktarı birbirinden ayırmaya başlar.
Peki Çocuk Gerçekten “Mantıksız” mı Düşünüyor?
Bence Piaget'nin en değerli katkılarından biri, çocuğun cevabını yalnızca “doğru” veya “yanlış” olarak değerlendirmek yerine, o cevabın arkasındaki düşünme biçimini araştırmasıdır.
Fakat Piaget'nin deneylerinin sonuçlarını günümüzde doğrudan kabul etmek de doğru olmaz. Özellikle klasik “üç dağ” deneyi bu konuda önemli bir örnektir. Piaget'nin çalışmasında çocuklardan farklı bir konumdaki kişinin ne göreceğini belirlemeleri isteniyordu. Çocukların önemli bir kısmının kendi bakış açılarından uzaklaşmakta zorlandığı sonucuna ulaşılmıştı.
Daha sonraki araştırmalar ise görevin biçiminin çocukların performansını etkileyebileceğini gösterdi. Daha tanıdık, oyun biçiminde ve çocuk açısından anlamlı görevler kullanıldığında küçük çocukların başkasının bakış açısını Piaget'nin öngördüğünden daha erken anlayabildikleri görüldü. Benzer şekilde korunum deneylerinde kullanılan soru biçiminin bile çocukların cevaplarını etkileyebildiğine dair bulgular bulunmaktadır.
Bu eleştiri oldukça önemli. Çünkü bir çocuğun bir görevi başaramaması her zaman o bilişsel kapasiteye sahip olmadığı anlamına gelmez. Görevin dili, çocuğun deneyimi, kullanılan nesnelerin tanıdıklığı, yetişkinin soruyu sorma biçimi ve çocuğun test ortamındaki motivasyonu sonucu etkileyebilir.
Dolayısıyla “Çocuk bunu anlayamıyor” demeden önce şu soruyu sormak gerekir: Çocuk gerçekten anlayamıyor mu, yoksa biz onun anlayabileceği şekilde mi sormuyoruz?
Benmerkezcilik Konusunda Piaget'ye Ne Kadar Güvenebiliriz?
Piaget'nin benmerkezcilik kavramı da oldukça etkili olmuş, fakat aynı zamanda ciddi biçimde tartışılmıştır. Küçük çocukların başka insanların farklı düşüncelere, bilgilere veya inançlara sahip olabileceğini anlamalarının zaman içinde geliştiği konusunda güçlü kanıtlar vardır. Ancak bu kapasitenin bir anda, belirli bir yaşta ortaya çıktığını düşünmek fazla basit olabilir.
Örneğin “yanlış inanç” araştırmaları, okul öncesi çocukların başka bir kişinin gerçeğe uymayan bir inanca sahip olabileceğini anlamalarının yaşla birlikte belirgin biçimde geliştiğini göstermektedir. Bununla birlikte performans, görevin nasıl sunulduğuna ve kullanılan yönteme göre değişebilmektedir. Wellman, Cross ve Watson'ın 178 ayrı çalışmayı kapsayan meta-analizi, yanlış inanç performansında yaşın yanı sıra kültür ve görev özelliklerinin de önemli olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmacılar, okul öncesi yıllarda belirgin bir gelişimsel örüntü bulunduğunu, ancak görevin özelliklerinin de sonuçları etkilediğini bildirmiştir.
Bu bulgu Piaget'yi tamamen geçersiz kılmaz. Aksine, daha dikkatli bir yorum gerektirir. Çocukların sosyal bilişleri gelişmektedir; fakat bu gelişimin tek bir “benmerkezcilikten çıkış” anına indirgenmesi doğru değildir.
Piaget'nin Güçlü Yönleri
Piaget'nin kuramının en güçlü taraflarından biri, çocuğu pasif bir bilgi alıcısı olarak görmemesidir. Çocuk çevresini araştırır, deneyimler, hata yapar, yeni bilgileri mevcut zihinsel şemalarıyla ilişkilendirir ve gerektiğinde bu şemaları değiştirir.
Piaget bunu özümleme (assimilation) ve uyma/uyum sağlama (accommodation) kavramlarıyla açıklamıştır. Yeni bir deneyim mevcut zihinsel yapıya uyduğunda çocuk onu mevcut şemasına dahil eder; deneyim mevcut şemayla uyuşmadığında ise zihinsel yapısını değiştirmek zorunda kalır.
Bu yaklaşım eğitim açısından hâlâ değerlidir. Çocuğa hazır cevap vermek yerine onun denemesine, nesneleri karşılaştırmasına, tahmin yapmasına ve sonucunu gözlemlemesine izin vermek bilişsel gelişimi destekleyen bir yaklaşım olabilir.
Ayrıca Piaget'nin kuramı, çocukların yetişkinlerin küçük birer versiyonu olmadığını güçlü biçimde ortaya koymuştur. Bir çocuğun yetişkin gibi düşünmemesi onun düşünme kapasitesinin olmadığı anlamına gelmez; farklı bir bilişsel örgütlenme içinde olması anlamına gelebilir.
Kuramın Zayıf Yönleri ve Eleştiriler