Essah kelimesinin kökeni nedir ?

Deniz

New member
Essah Kelimesinin Kökeni Nedir? Tarihsel Geçmişi, Anadolu Ağızlarındaki Yeri ve Günümüzdeki Kullanımı 1. Essah Kelimesiyle İlk Karşılaşma: Bir Sözcükten Çok Daha Fazlası Arkadaşlar, günlük konuşmalarımızda bazen öyle kelimeler kullanıyoruz ki üzerinde biraz düşününce aslında ne kadar zengin bir kültürel geçmiş taşıdıklarını fark ediyoruz. Essah da bunlardan biri. Özellikle Anadolu'da, yöresel konuşmalarda ve samimi sohbetlerde karşımıza çıkan bu kelime, kimi zaman bir şaşkınlığı dile getiriyor, kimi zaman anlatılan bir olayın doğruluğunu sorguluyor, kimi zaman da karşıdaki kişiye duyulan güveni ifade ediyor. Mesela bir arkadaşınız size inanılması güç bir olay anlattığında, hiç düşünmeden "Essah mı?" diye sorabilirsiniz. Buradaki ifade yalnızca "Gerçek mi?" anlamına gelmez; aynı zamanda şaşırmayı, merak etmeyi ve anlatılan şeyi bir kez daha doğrulatma isteğini de barındırır. Kelimenin sıcaklığı da biraz buradan gelir. Resmî bir konuşmada kullanacağımız "Bu doğru mudur?" ifadesiyle arkadaş ortamındaki "Essah mı?" sorusu aynı bilgiyi sorgulasa da aynı duyguyu taşımaz. Peki, essah kelimesi nereden geliyor? Türkçenin kendi içinden mi doğmuş, başka bir dilden mi geçmiş, yoksa yüzyıllar boyunca değişerek bugünkü biçimini mi almış? Bu soruların cevabını ararken yalnızca sözlük anlamına bakmak yeterli değil. Kelimenin tarihine, ses yapısına, bölgesel kullanımına ve insanların iletişim kurma biçimlerine birlikte bakmak gerekiyor. 2. Essah Kelimesinin Etimolojik Kökeni Essah kelimesinin kökeni konusunda en güçlü açıklama, Arapça kökenli "sahih" sözcüğüyle aynı anlam alanında bulunan ve özellikle "doğru, gerçek, hakiki" anlamları taşıyan "sah" biçimleriyle ilişkilendirilmesidir. Bununla birlikte, essah biçiminin tarihsel gelişimini kesin bir çizgiyle ortaya koymak için tarihî sözlüklerdeki ve bölgesel ağız kayıtlarındaki tanıklara bakmak gerekir. Dolayısıyla kelimenin kökenini anlatırken anlam benzerliği ile belgelenmiş etimolojik bağı birbirinden ayırmak önemlidir. Arapçada "ṣaḥīḥ" (صحيح) sözcüğü doğru, sağlam ve sahih anlamlarına gelir. Türkçede de sahih kelimesi özellikle doğru, geçerli ve güvenilir bilgi için kullanılır. "Sahih hadis" ifadesi, hadis geleneğinde güvenilir kabul edilen rivayetleri nitelemek için kullanılan bilinen örneklerden biridir. Burada dikkatimizi çeken nokta, doğruluk ve güvenilirlik kavramlarının farklı dillerde benzer anlam çevrelerinde buluşmasıdır. Ancak essah sözcüğünü doğrudan sahih kelimesinin kısalmış biçimi olarak göstermek, yeterli tarihsel kanıt olmadan kesin konuşmak anlamına gelir. Kelimeler diller arasında geçerken ses değişikliklerine uğrayabilir; fakat her ses değişikliğinin hangi dönemde, hangi bölgede ve hangi konuşur topluluğunda gerçekleştiğini göstermek gerekir. Essah için de tarihî belgeler ve ağız araştırmaları bu bakımdan belirleyicidir. Bir başka önemli nokta, kelimenin Türkçede hangi biçimlerde kullanıldığıdır. Essah, esah veya benzeri yazımlarla karşılaşılması mümkündür. Fakat bir kelimenin farklı biçimlerde yazılması, bu biçimlerin mutlaka aynı tarihsel yolu izlediğini göstermez. Bazı farklılıklar yerel telaffuzdan, bazıları yazıya geçirme alışkanlıklarından, bazıları da sözcüğün konuşma dilinde geçirdiği değişimlerden kaynaklanabilir. Benim burada özellikle vurgulamak istediğim şey şu: Bir kelimenin kökenini araştırırken kulağa benzeyen sözcükleri yan yana koymak başlangıç için yararlıdır, ancak tek başına bilimsel bir etimoloji oluşturmaz. Ses benzerliğinin yanı sıra tarihî kayıt, anlam sürekliliği ve dil ilişkileri de gösterilmelidir. Essah kelimesi üzerine yapılacak ciddi bir incelemede Türk Dil Kurumunun ağız sözlükleri, tarihî sözlükler ve Anadolu ağızları üzerine hazırlanmış akademik çalışmalar birlikte değerlendirilmelidir. 3. Essah Kelimesinin Anlamı ve Günlük Konuşmadaki İşlevi Essah kelimesi, kullanıldığı bağlama göre "gerçek", "doğru", "hakiki" veya "öyle mi gerçekten?" gibi anlamlara yaklaşabilir. Özellikle soru biçiminde kullanıldığında, yalnızca bir bilginin doğruluğunu öğrenme işlevi görmez; konuşanın duygusal tepkisini de yansıtır. Örneğin şu konuşmayı düşünelim: "Komşunun oğlu yurt dışından dönmüş." "Essah mı? Daha geçen hafta gittiğini söylemişlerdi!" Bu örnekte essah sözcüğü, "Bu bilgi doğru mu?" sorusunun yanında şaşkınlığı da ifade eder. Konuşan kişi yalnızca yeni bir bilgi edinmiyor; daha önce bildiği bir durumla çelişen bir haber karşısında tepki veriyor. Bir başka örnekte ise kelime güven vurgusu taşır: "Essah söylüyorum, ben o parayı almadım." Burada amaç karşıdaki kişiyi şaşırtmak değil, anlatılanın doğruluğuna dikkat çekmektir. Sözcüğün etkisi, konuşanın ses tonuyla ve konuşma ortamıyla da değişebilir. Bana göre essahın ilginç taraflarından biri, kısa olmasına rağmen birden fazla iletişim görevini üstlenebilmesidir. Uzun bir cümleyle anlatılabilecek şaşkınlık, kuşku ve doğrulama ihtiyacı tek sözcükte birleşebilir. Bu özellik, konuşma dilinin ekonomik yapısını da gösterir: İnsanlar her zaman en uzun veya en resmî ifadeyi değil, içinde bulundukları duruma en uygun ifadeyi seçerler. Elbette sözcüğün her bölgede aynı anlam yoğunluğuyla kullanıldığını varsaymamak gerekir. Bir yerde gündelik ve doğal karşılanan bir kelime, başka bir yerde yalnızca yaşlı kuşakların konuşmasında duyulabilir. Hatta aynı ilçede bile aileden aileye değişen kullanımlar görülebilir. Bu nedenle essahın anlamını incelerken yalnızca sözlük karşılığını değil, gerçek konuşma ortamını da dikkate almalıyız. 4. Anadolu Kültüründe Essah: Ağızlar, Gelenekler ve Sözlü Hafıza Anadolu, tarih boyunca farklı toplulukların bir arada yaşadığı, göçlerin ve kültürel etkileşimlerin yoğun olduğu bir coğrafyadır. Bu hareketlilik, yalnızca yemeklerde, müzikte, giyimde veya geleneklerde değil, dilde de kendisini gösterir. Aynı kavramın farklı bölgelerde değişik sözcüklerle anlatılması ya da aynı sözcüğün farklı anlam tonları kazanması bu kültürel çeşitliliğin doğal bir sonucudur. Essah gibi yöresel konuşmalarda karşılaşılabilen kelimeler, bu açıdan dilin yaşayan hafızasını anlamak için değerli birer ipucudur. Bir sözcük, kuşaktan kuşağa aktarılırken yalnızca anlamını korumaz; bazen belirli bir ses tonunu, aile içi konuşma alışkanlığını ve bir bölgenin kendine özgü mizahını da taşır. Örneğin büyüklerimizin kullandığı bazı ifadeleri düşünelim. Çocukken sıradan duyduğumuz bir kelimeyi yıllar sonra başka bir şehirde işittiğimizde memleketimizi hatırlayabiliriz. Sözcük, bu durumda bir iletişim aracı olmanın ötesine geçerek aidiyet duygusunu harekete geçirir. Essahın belirli ailelerde veya yerel topluluklarda bu tür çağrışımlar taşıması da mümkündür; ancak hangi bölgelerde ne sıklıkta kullanıldığını söylemek için saha verilerine ihtiyaç vardır. Burada sözlü tarih çalışmalarının önemi ortaya çıkıyor. Bir araştırmacı, farklı yaş gruplarından insanlarla görüşerek kelimenin kimler tarafından, hangi durumlarda ve hangi anlamlarda kullanıldığını kaydedebilir. Görüşmelerde yalnızca "Bu kelimeyi biliyor musunuz?" diye sormak yeterli olmaz. "En son ne zaman kullandınız?", "Ailenizde kimler söylerdi?", "Bu sözcüğü başka bir şehirde duysanız size ne hissettirir?" gibi sorular, kelimenin toplumsal yaşamını daha iyi ortaya çıkarabilir. Bence bu tür araştırmaların en kıymetli sonucu, bir sözcüğün tek başına ele alındığında görünmeyen insan hikâyelerini açığa çıkarmasıdır. Dil araştırması böylece kuru bir kelime listesi olmaktan çıkar; aile tarihine, göçlere ve toplumsal hafızaya uzanan bir çalışmaya dönüşür. 5. Essah ve Türkçedeki Diğer Doğruluk İfadeleri Türkçede bir olayın gerçekliğini sorgulamak veya doğruluğunu vurgulamak için pek çok sözcük ve ifade kullanılır. "Gerçek mi?", "Hakikaten mi?", "Sahiden mi?", "Doğru mu?", "Cidden mi?" ve "Harbiden mi?" bunlardan bazılarıdır. Essah da belirli konuşma çevrelerinde benzer bir işlev üstlenebilir. Bu ifadeler arasındaki farkı yalnızca sözlük anlamıyla açıklamak güçtür.
 
Üst