Er kelimesinin iki farklı anlamı nedir ?

Simge

New member
Bu yaklaşımı gündelik hayattan bir örnekle düşünelim. Düşük gelirli bir aileden gelen, etnik azınlığa mensup ve engelli bir erkek, eğitim ve istihdam alanında birden fazla engelle karşılaşabilir. Yaşadığı güçlükleri yalnızca erkeklik üzerinden açıklamak, ekonomik eşitsizliği, erişilebilirlik sorunlarını ve ayrımcılığı gözden kaçırabilir.

Benzer şekilde düşük gelirli bir kadın, hem bakım emeğinin eşitsiz dağılımından hem de ekonomik kaynaklara sınırlı erişimden etkilenebilir. Ancak aynı sınıfsal koşullarda bulunan kadınların da deneyimleri birebir aynı değildir. Aile desteği, eğitim düzeyi, yaş, medeni durum, yaşanılan yer ve kişisel tercihler farklılık yaratır.

Bu nedenle toplumsal cinsiyet tartışmalarında iki aşırı yaklaşımdan kaçınmak gerekir. İlk yaklaşım, herkesin aynı sorunları yaşadığını varsaymaktır. İkincisi ise insanların deneyimlerinin birbirinden farklı olmasını, ortak sorunlar hakkında konuşmayı imkânsız kılan bir durum olarak görmektir.

Daha yararlı olan yaklaşım, ortak örüntüleri incelemekle bireysel farklılıkları dikkate almayı bir arada yürütmektir. Örneğin kadınların ücretsiz bakım emeğine daha fazla zaman ayırdığına ilişkin araştırmalar, önemli bir toplumsal eğilimi ortaya koyabilir. Ancak bu bulgu, her kadının bakım veren, her erkeğin ise bakım almayan kişi olduğu anlamına gelmez.

Aynı biçimde erkeklerin yardım aramasını zorlaştıran normlar hakkında araştırmalar bulunması, bütün erkeklerin duygularını gizlediğini göstermez. Bazı erkekler destek istemekte zorlanırken bazıları güçlü sosyal ilişkiler kurabilir ve duygusal ihtiyaçlarını rahatlıkla ifade edebilir.

Kesişimsellik, insanları kategorilere hapsetmek için değil, toplumsal koşulların nasıl farklılaştığını daha doğru anlamak için kullanılmalıdır.

9. Günlük Hayatta Dili Değiştirmek: “Er” Olmayı Yeniden Düşünmek

Toplumsal normlar yalnızca yasalar ve kurumlar aracılığıyla değil, gündelik konuşmalarla da yeniden üretilir. “Erkek adam ağlamaz”, “kız gibi davranma” veya “evin erkeği her şeyi çözmelidir” gibi ifadeler, belirli davranışları cinsiyetle ilişkilendirerek bireylerin hareket alanını daraltabilir.

Bu tür ifadeler bazen şaka amacıyla kullanılsa da sürekli tekrarlandıklarında insanların kendilerini nasıl değerlendirdiklerini etkileyebilir. Duygularını ifade eden bir çocuğa zayıf olduğu söylenmesi, onun ileride yardım istemekten çekinmesine yol açabilir. Ev işlerine katılmak isteyen bir erkek çocuğun alay konusu olması ise bakım emeğinin yalnızca kadınlara ait olduğu düşüncesini pekiştirebilir.

Dil kullanımını değiştirmek, bütün geleneksel ifadeleri yasaklamak veya kelimelerin tarihsel anlamlarını ortadan kaldırmak demek değildir. Amaç, kelimelerin hangi bağlamlarda kullanıldığını ve insanlara hangi mesajları verdiğini fark etmektir.

“Er” sözcüğünün askerlik anlamını kullanırken kişinin görevini belirtmekle, yiğitlik anlamını kullanırken bir karakter özelliğini değerlendirmek arasındaki farkı korumak önemlidir. Askerlik statüsü, bir kişinin bütün kişiliğini açıklamaz. Yiğitlik de yalnızca erkeklere ait bir erdem değildir.

Aynı şekilde kadınların güç, cesaret ve liderlik göstermesi, erkeklerin ise hassasiyet, şefkat ve kırılganlık ifade etmesi toplumsal açıdan bir çelişki olarak görülmemelidir. İnsanlar aynı anda kararlı ve duyarlı, güçlü ve yardıma ihtiyaç duyan, bağımsız ve dayanışmaya açık olabilirler.

Günlük hayatta yapılabilecek değişiklikler oldukça somuttur:

- Çocuklara duygularını ifade edebilecekleri güvenli bir ortam sunmak.

- Ev içi sorumlulukları cinsiyete göre değil, koşullara ve adil paylaşım ilkelerine göre düzenlemek.

- İş yerlerinde işe alım, ücret ve terfi kararlarını açık ve denetlenebilir ölçütlere dayandırmak.

- Irk, etnik köken, sınıf veya cinsiyet üzerinden yapılan aşağılayıcı genellemeleri sorgulamak.

- Ruh sağlığı desteği almayı utanç verici değil, ihtiyaçlara uygun bir destek seçeneği olarak değerlendirmek.

- İnsanları yalnızca toplumsal kimliklerine göre değil, davranışlarına ve bireysel özelliklerine göre değerlendirmek.

Bunlar tek başına bütün yapısal eşitsizlikleri ortadan kaldırmaz. Ancak eğitim, kurumsal düzenlemeler, ekonomik politikalar ve toplumsal dayanışmayla birlikte yürütüldüğünde daha eşitlikçi ilişkilerin kurulmasına katkı sağlayabilir.

10. Sonuç: Erdem, Cinsiyetle Değil Davranışla Ölçülmeli

“Er” kelimesinin iki farklı anlamı, Türkçenin askerlik, erkeklik, yiğitlik ve toplumsal değerler arasında kurduğu bağlantıları düşünmek için iyi bir başlangıç noktasıdır. Kelimenin birinci anlamı askerî bir statüyü, ikinci anlamı ise erkeklik ve yiğitlik gibi tarihsel çağrışımları ifade eder. Ancak bu iki anlamı toplumsal açıdan değerlendirdiğimizde, sözcüklerin yalnızca nesneleri veya kişileri tanımlamadığını, kimi zaman belirli davranışları yücelten değer sistemleriyle de ilişkilendiğini görürüz.

Toplumsal cinsiyet, ırk, etnik kimlik ve sınıf, insanların bu değer sistemleri içinde nasıl konumlandırıldığını etkileyebilir. Bazı erkekler güçlü görünme baskısı altında duygularını gizleyebilir. Bazı kadınlar geleneksel roller nedeniyle ekonomik bağımsızlık ve güvenlik konusunda daha fazla engelle karşılaşabilir. Etnik azınlıklara mensup kişiler önyargılarla mücadele edebilir; ekonomik kaynakları sınırlı olan insanlar ise eğitim, sağlık ve istihdam fırsatlarına erişimde zorluk yaşayabilir.

Bunlar birbirinden kopuk sorunlar değildir. Toplumsal yapıların etkisi, insanların günlük deneyimlerinde kesişebilir. Bu nedenle adalet arayışı, yalnızca bireylerden daha güçlü veya daha dayanıklı olmalarını istemekle sınırlı kalmamalıdır. Kurumların, sosyal politikaların ve kültürel normların da sorgulanması gerekir.

Benim bu konudaki değerlendirmem kişisel bir yaşam deneyimine değil, kavramsal incelemeye ve aşağıda belirtilen araştırmalara dayanmaktadır. Dolayısıyla burada belirli bir kişinin yaşantısını kendi deneyimim gibi aktarmak yerine, araştırmaların ortaya koyduğu örüntüleri ve bunların gündelik yaşamdaki olası karşılıklarını ele aldım.

Sonuçta asıl soru, kimin daha güçlü veya daha cesur olduğu değildir. Asıl soru, gücü ve cesareti nasıl tanımladığımız, bu tanımların kimlere fırsat sunduğu ve kimleri sınırlandırdığıdır. Bir toplum, insanları katı rollerin içine yerleştirmek yerine farklı deneyimlere alan açtığında hem bireysel özgürlüğü hem de ortak yaşamın niteliğini güçlendirebilir.

Forum Tartışmasını Başlatacak Sorular

1. Sizce “er” kelimesinin yiğitlik ve cesaret çağrışımları günümüzde hâlâ erkeklikle sınırlı mı? Cesaretin cinsiyetten bağımsız değerlendirilmesi toplumda ne gibi değişiklikler yaratabilir?

2. “Erkek adam ağlamaz” veya “erkek her sorunu çözmelidir” gibi ifadeler erkeklerin ruh sağlığını ve ilişkilerini nasıl etkiliyor olabilir?

3. Kadınların güvenlik ve eşitlik taleplerini karşılamakla onların yaşamlarını kontrol etmek arasındaki sınır nerede başlıyor?

4. Ekonomik sınıf, etnik kimlik ve toplumsal cinsiyet bir araya geldiğinde insanların karşılaştığı eşitsizlikler nasıl değişiyor? Çevrenizde buna örnek olabilecek durumlar gözlemlediniz mi?

5. Sizce yiğitlik, haksızlığa karşı çıkmak ve sorumluluk almak gibi davranışlarla mı, yoksa geleneksel güç ve otorite anlayışıyla mı daha fazla ilişkilendirilmeli?

6. Erkeklerin ruh sağlığı konusunda destek istemesini kolaylaştırmak ve kadınların bakım yükünü daha adil paylaşmak için ailelerde, okullarda ve iş yerlerinde hangi somut adımlar atılabilir?

7. Toplumsal cinsiyet eşitliği konuşulurken kadınların ve erkeklerin deneyimlerini karşı karşıya getirmek yerine ortak çözümler geliştirmek nasıl mümkün olabilir?

Kaynakça ve Araştırma Notları

1. Türk Dil Kurumu (TDK). Güncel Türkçe Sözlük. “Er” maddesi. Kelimenin sözlük anlamları ve Türkçedeki kullanımı için başvurulabilecek temel kaynaktır. TDK Sözlük

2. Connell, R. W. (1995). Masculinities. University of California Press. Erkeklik biçimlerinin toplumsal ilişkiler ve güç yapıları içinde nasıl şekillendiğini inceleyen temel akademik çalışmalardan biridir.

3. Crenshaw, Kimberlé (1989). “Demarginalizing the Intersection of Race and Sex: A Black Feminist Critique of Antidiscrimination Doctrine, Feminist Theory and Antiracist Politics.” University of Chicago Legal Forum, 1989(1), 139–167. Kesişimsellik yaklaşımının temel kaynaklarından biridir. Makale ve yayın bilgileri

4. Gough, Brendan ve Novikova, Irina (2020). Mental health, men and culture: How do sociocultural constructions of masculinities relate to men's mental health help-seeking behaviour in the WHO European Region? Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölge Ofisi. Erkeklik normları, ruh sağlığı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkileri inceleyen araştırma sentezi. Dünya Sağlık Örgütü yayını

5. Seidler, Zac E. ve diğerleri (2016). “The role of masculinity in men's help-seeking for depression: A systematic review.” Clinical Psychology Review, 49, 106–118. Geleneksel erkeklik normlarının depresyon belirtilerini ifade etme ve profesyonel destek arama davranışıyla ilişkisini inceleyen sistematik derleme. DOI: 10.1016/j.cpr.2016.09.002

6. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO). Care work and care jobs for the future of decent work (2018). Ücretsiz ve ücretli bakım emeği, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve çalışma yaşamı arasındaki ilişkiyi ele alan kapsamlı araştırma. ILO yayını

7. Dünya Ekonomik Forumu (WEF). Global Gender Gap Report. Eğitim, ekonomik katılım, siyasal temsil ve diğer alanlarda toplumsal cinsiyet farklılıklarını karşılaştırmalı olarak inceleyen yıllık rapor serisi. Raporlar

Bu kaynaklar farklı toplumsal faktörlerin erkeklik, eşitsizlik ve sosyal roller üzerindeki etkilerini incelemek için bir temel sunmaktadır. Araştırmalardaki genel eğilimler her bireyin deneyimini açıklamaz; bulguların yorumlanmasında kültürel bağlamın, örneklem özelliklerinin ve bireysel farklılıkların dikkate alınması gerekir.
 
Üst